Hatırla ey memur çocuğu!... ilkokulu zar zor bitirmenin sıkıntısını
Şişko Bekir'in kaportacı çırağı olduğunu
minyatür ellerinin karardığını
yanağındaki parmak izinin
sana neler anlattığını hatırla
uçkurlu bol paça pantolonun
gres yağından kararmış gömleğinin
bir de o eski paltonun
sana hatırlattıklarını hatırla
çıplak bir bisikleti satın almak için
ne uğraşılar verdiğini hatırla
kendi paranla ilk aldığın şeydi belki o
çıplak bir bisikleti satınalmak adına babanın ne zorluklar çıkardığını
ve sonradan anladığın o hakikatleri hatırla
Ey memur çocuğu!... ey kaportacı çırağı!... ey tebessümünde içtenliğini sunan çocuk!...
söyle büyüdün mü şimdi!
yoksa uçkurlu bol paça şortun
ya da o eski gocuğun
anlamını yitirdi mi söyle!... ey yanağı gres yağlı bir garip çocuk!
seni sana bırakmadan kendini özle
O ilkokulu zar zor bitirdiğini
o ilk çocukluk aşkının nasıl yeşerdiğini düşün
çalışkan ve zengin giyimli o Rüveyda'yı düşün şimdi
mendil kapmaca oynarken
kendini ona ayarladığın
ya da oynarken elvermeç
elini ona vermek için
ne çabalar verdiğini hatırla
Ey memur çocuğu!... ey kaportacı çırağı!... ey yanağı gres yağlı çocuk!...
Yanağının kodaman adamların çocuklarının yanağı gibi olmadığını iyi düşün
onlar belki bir sahil şehrinde
belki bir plajda güneşlenirken
sen yaylalarda aydınlı çelliği ya da sinsin oynadığını düşün
Ey memur çocuğu!... oysa hak ettiğin bir tebessümdü yaylada
seni yedi iklim dört bucak uzaklara götüren
aynalı bir keklikti belki
sen seni bildin bileli
Ey memur çocuğu!... ey kaportacı çırağı!... ey ilk aşkın bekleyeni!...
Rüveyda'yı düşün şimdi
aynı şehri paylaştığını
ve seni tanımazlıktan geldiğini düşün
ve burslu okuduğunu
ve kendine dahi zar zor yettiğini düşün
Rüveyda ne yapsın seni dediğin günleri düşün
Ey memur çocuğu!... yollar uzadı da uzadı artık
ve uzadıkça yollarda aşk kanına girdi
belki menzili meçhul duygulardasındır şimdi
kim bilir belki yılların masum aşkı anlamını yitirdi oralarda
ve orada bildiğimiz
bilmediğimiz
duyduğumuz
ve hissettiğimiz her şey
"Money" denen şeyle okeylendi
ey garip hislere sığınan!... ey bi-dayanak mahzun kalpte aranan!...
beklediğin ilk aşkın solduğunu düşün
sonra da Rüveyda'nın eğitimsiz kültürsüz dediğini bir de
Ey memur çocuğu!... kaportacı çırağı olmayı bırakıp
bugünlere nasıl geldiğini düşün
ya gelmeseydin
ya gelemeseydin
boş ver be memur çocuğu!... boş ver varsın desin
eğitimsiz ve kültürsüz dediğini
elbet bir bilen bilir seni senden gayrı
elbet bilir öfkenin karşıtı da
yani Rüveyda da
Ey memur çocuğu!... ey kaportacı çırağı!... ey zorluklara boyun eğmeyen!... ey gafleti kendine ölçü bilmeyen!...
bayramların çocukça sevincini hatırla
o cici bayramlıklarını evin en ücra yerlerine neden ve nasıl sakladığını hatırla
kendine bile bir türlü anlatamadığın o ilk heyecanı hatırla
kırmızı kundurana toz kondurmadığını
bir de o bayramlık askılı şortuna kıl kondurmadığını
konsa da tıskayla uzaklaştırdığını hatırla
hatırla bir de memur babanın
tek kanal siyah-beyaz televizyona isyanını
"şeker bayramı" diye anons edilen yoz isimlere isyanını
Hatırla Rüveyda'yı hatırla
öfkelendiğin günleri hatırla
senden gayrı olduğunu bilmediğin Rüveyda
zengin giyimli bayramların şımarık çiçeğiydi aslında
oysa senin için Rüveyda
her annenin doğuramayacağı kadar özneldi
güzeldi
ve şirindi
Ey ilk aşkın kelebeği!
unutma çiçeğin güzelliğini
ve unutma Rüveyda'nın gözlerini
Ey mahur bestelerin çocuğu!
ey sabahların mahmur gözlüsü!... Rüveyda kadar sakindin
neden öfkeyle bürüdüler seni
neden Rüveyda'ya odak
bütün anlamları aldılar senden
yalnız sana seni verdiler neden?
neden kendine yetinmek kader?
neden?
Ey memur çocuğu!... ey kaportacı çırağı!
ey babasının garip bebeği!... ey anasını kır kelebeği!.. ey Rüveyda'nın çiftem çiçeği!...
ey Hacettepe'nin sade siması
artık lütfen kalbine söz dinletecek bir şeyleri hatırla
mahzun ve masum kalbine yetse de hatırla
yetmese de hatırla